Fetih Suresi 29. Ayeti Nasıl Anlamalıyız?

6 Mart 2026 · Tarık Turan

Fetih suresi 29. ayeti nasıl anlamalı ve amel etmeliyiz? İnsan yetiştirmenin nebâta benzetilmesindeki hikmet nedir?

Tohumdan fidana, oradan binlerce meyve ve tohum saçan bir ağaca uzanan nebâtat âlemindeki zamana yayılan neşv ü nemâ, fert ve toplumun yetiştirilmesi husûsuna mühim bir temsili ifade eder:

Âyet-i kerîmede Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz ve beraberindeki ashâbın, sahih İncil’deki teşbihinin şöyle olduğu bildirilir:

“…(Onlar) filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, çiftçilerin hoşuna giden bir ekin gibidirler.

Allah; böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle, inkârcıları öfkelendirir…” (el-Fetih, 29)

Tefsirlerde bu temsil şöyle îzâh edilir:

  • Ashâbın Mekke dönemindeki sayıca az ve güçsüz zamanları; taze filiz vermiş, zayıf bir ekine benziyordu.
  • Zamanla sahâbîler sayıca çoğaldı. Hicretten sonra müslümanlar bir site devleti hâline geldi. Bu da kalınlaşıp gövdesi üzerinde durabilen bir ekinin hâline benzetildi.
  • Ekini eken çiftçiler, irşad ehlidir. Peygamberler ve onların vârisleri olan âlimlerdir. Onlar bu güzel manzaradan dolayı sevinirler. Nitekim Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in en saâdetli ânı; Hakk’a irtihâl edecekleri gün, hücre-i
    saâdetin perdesini açıp, saflar hâlinde namaz için toplanmış ashâb-ı kirâmı seyredince, ardında güzel bir nesil bırakmanın huzuru ile tebessüm ettikleri zamandı.
  • Kâfirler ise yetişen nesillere karşı öfke ve gayz içindedirler. Asr-ı saâdette; Bi‘r-i Maûne ve Recî tuzakları, İslâm’ı tebliğ eden Kur’ân talebelerine karşı kuruldu. Tarih boyunca da İslâm düşmanlarını en çok rahatsız eden manzara, İslâm tahsili gören gençler olmuştur. Kur’ân kurslarından, imam hatip liselerinden rahatsız olan, bunların kapatılmasına uğraşanlar; camilerdeki yaşlı cemaatten pek rahatsızlık duymazlar.

İnsan Yetiştirmenin Nebâta Benzetilmesindeki Hikmet

İnsan yetiştirmenin, nebâta benzetilmesinde; bu kudsî vazifenin sabır, sebat ve ihtimam gerektirdiğine de işaret vardır. Hiçbir bitkinin büyümesi, çiçek açıp meyve vermesi gözle görülebilecek bir hızla gerçekleşmez. “Koruk sabırla helva olur.” Eğitim faaliyetleri, acelecilik kaldırmaz.

Eğitim, sabır ve sebat ister.

Meselâ;

Bir akarsuyu, karşısına çıkan yüksek bir dağın tepesine doğru tırmandırmak neredeyse imkânsızdır. İnatla buna uğraşmak boşuna yorulmakla neticelenir.

Ancak nehri dağın etrafından dolaştırarak aktarmak mümkündür. Yol uzun ve meşakkatli görülebilir; fakat neticeyi hâsıl eder, gayeye ulaştırır.

Nesilleri yetiştirmek için gösterilecek gayretler; uzun vâdeli, geniş ufuklu faaliyetlerdir. Öyleyse, evlâtların dînî eğitimini, sadece bir yaz kursundan tahsil etmesini beklemek asla doğru değildir. Hattâ dünyevî bir meslek için 15-16 sene tahsile masraf edilirken, dînî tahsilin bir yaz cami kursunda tamam oluvereceğini düşünmek, -Allah korusun-, İslâm’ı istihfâf etmek / hafife almak olur.

Her anne-baba, evlâdının istikbâlini düşünür. Fakat bu istikbâli, dünya hayatının ölçeğinde, dar ufuklu görenler, sadece dünyevî tahsile ehemmiyet verirler. Âhiret ufuklarına bakabilenler ise, evlâtlarının eğitimini uhrevî kulluk tahsilinin üzerine tesis ederler.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2026 Ay: Ocak, Sayı: 251

👁 2 görüntülenme · ❤️ 0 beğeni
🎧 DostFm
💬 Sohbete Katıl
Sponsor