Filistin’e Destek: İslam Dünyasının Ortak Sorumluluğu

📅 Mart 3, 2026 👁️ 4

İslam’ın en güçlü ilkelerinden biri ümmet bilincidir. Müminler, Kur’an ve Sünnet’in öğrettiği kardeşlik ruhuyla tek bir vücut gibidir. Bir yerde acı varsa, diğer yerlerdeki kalpler de o acıyı hisseder. Bugün Filistin’de yaşanan zulüm, hepimiz için bu kardeşlik imtihanının en somut hâlidir. Müslümanlar olarak oradaki kardeşlerimize yalnızca sözle değil; hem dua hem de fiilî destekle omuz vermek sorumluluğumuzdur.

 Kardeşlik Bağı ve Sorumluluğumuz

İslam, adalet ve merhameti hayatın merkezine koyar. Bu nedenle mazlumdan yana olmak, zulme karşı durmak imanî bir duruştur. Filistin davasını sahiplenmek; siyasi bir refleksin ötesinde, imanımıza ve kardeşlik görevimize sadakattir.

Filistin’in İslam’daki Yeri: Kudüs ve Mescid-i Aksa

Filistin toprakları, İslam tarihi açısından müstesna bir değere sahiptir. Kudüs, Mescid-i Aksa’yı bağrında taşır; İsra ve Miraç mucizesine şahitlik etmiştir. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî’den sonra üçüncü mukaddes mâbed olarak tüm ümmetin kalbinde derin bir bağ kurar. Bu yüzden Filistin’deki direniş yalnızca coğrafi bir mesele değil, manevi ve ahlaki bir sorumluluktur.

Zulme Karşı Sesimizi Yükseltmek

Filistin halkı yıllardır abluka, işgal ve şiddet sarmalında ağır bedeller ödüyor. Çocukların, kadınların ve masum sivillerin maruz kaldığı her haksızlık yüreğimizi yakıyor. Sessiz kalmak, zulmün sürmesine göz yummaktır. İslam ahlakı bize, “haksızlık karşısında susmama”yı emreder.

  • Kamuoyunda bilinç oluşturmak ve hakikati anlatmak,
  • Güvenilir yardım kuruluşları aracılığıyla maddi destek vermek,
  • Sosyal mecralarda hakikati yaymak ve dezenformasyonla mücadele etmek,
  • Camilerde, derneklerde ve platformlarda dayanışma faaliyetlerine katılmak

Dua İstekleri ve Dua Zincirleri: Manevî Dayanışmanın Gücü

Maddi yardım kadar, dua da mü’minin en güçlü sığınağıdır. Filistin için yapılan her dua, mazlumların gönlünde bir ümit, ümmetin kalbinde bir birliktir. Dua isteklerini paylaşmak ve topluca edilen dua zincirleri oluşturmak; coğrafyaları aşan bir manevi bağ kurar.

“Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine merhamet etmekte ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler.
O vücudun bir organı rahatsız olduğunda, diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle onun ıstırabına ortak olurlar.”

(Buhârî, Edeb, 27)

Bu hadis, Filistin meselesinde neden duyarsız kalamayacağımızı açıkça gösterir. Dua, kalplerimizi birleştirir; birlik, umudu büyütür.

Birlik Olmanın Bereketi

Tarihte Müslümanlar ne zaman birlik olmuşsa zulmün karşısında dimdik durmuşlardır. Bugün de cami sohbetleri, ilim halkaları, aile içi dua saatleri ve çevrim içi platformlar üzerinden kurulacak dayanışma ağları; mazluma nefes, zalime uyarı olur. İstişare ve sabırla hareket etmek; aceleci, kırıcı ve umutsuzluk aşılayan dilden kaçınmak gerekir.

Umudu Büyütmek

Filistin halkı on yıllardır özgürlük mücadelesi veriyor. Bizler de dualarımız, yardımlarımız ve bilinçli duruşumuzla bu mücadelede onların yanında olmalıyız. Her dua bir ışık, her küçük destek bir nefes, her doğru söz bir şahitliktir. Unutmayalım: Allah zalimleri sevmez; adaletin ve merhametin yanında olanları ise aziz kılar.

Çağrımız: Filistin için niyet edelim, dua isteklerimizi paylaşalım, toplu dua zincirleri oluşturarak yeryüzünde iyiliğin sesini yükseltelim. Rabbimiz mazlumların yar ve yardımcısı olsun.